Çocuklarda Dil ve Konuşma Gelişimi

Bebeğimiz doğup büyümeye başladığı andan itibaren her ne kadar yanlış olduğunu bilsek de, kendimizi engellemeye çalışsak da bazen çevrenin yorumları bazen içsel endişelerimizle çocuklarımızın gelişimini diğer çocuklarla karşılaştırmaya başlarız. Ne kadar emdi, ne zaman yürümeye başladı, neyi ne zaman öğrendi ve en çok da ne zaman konuşmaya başladığı bu karşılaştırmadan nasibini alır sanıyorum. Çocuğun dil ve iletişim becerisi pek çok gelişimsel durumla ilgili önemli bir ipucuyken öte yandan  çevresel, genetik ve yapısal  faktörlerden en çok etkilenen gelişim basamaklarından da  biridir. Dolayısıyla ebeveynlerin kafası karışır, çocuğum konuşamıyor bu normal mi yoksa bir sorunun işareti mi acaba  endişesi duymaya başlarlar. Sahi çocuklar ne zaman konuşmaya başlamalıdır ? Bunun mutlak bir zamanı var mıdır? 2 yaşına gelen çocuğu henüz konuşmaya başlamadıysa paniklemeli, gelişimi ile ilgili endişe duymalı mıdır aileler? Gelin bütünsel bir bakışla değerlendirip anlamaya çalışalım.

Dil ve konuşma gelişiminin,  çocuğun özelinde çok değişkenlik gösterse de genel olarak belirlenmiş bazı aşamaları vardır. Bu aşamalar alıcı dil ve ifade edici dil olarak ayrılır.  Alıcı dil, dışarıdan gelen seslerin, tepkilerin, yönergelerin çocuk tarafından anlaşılması ifade edici dil ise; çocuğun kendisini ifade etmek için kullandığı sesler ve tepkiler bütünüdür.  Yani biri söylediklerimizi ne kadar anlıyor ve takip edebiliyor diğeri de bunlara sözlü olarak ne kadar yanıt verebiliyor gibi düşünülebilir. Bu aşamalara göre; 1 – 2 yaş arasında çocukların basit tek aşamalı komutları anlaması ve yerine getirmesi, bazı vücut bölümlerini gösterebilmesi, sık kullanılan nesneleri tanıması, her ay artacak biçimde kelimeler söylemeye başlaması ardından 2 kelimelik “anne su”, “baba uyku” gibi cümleler kurması ve yine basit 1 – 2 kelimelik soru cümleleri kurmaya (bu ne vb.) başlaması beklenir. 2 – 3 yaş aralığındaysa büyük- küçük, uzun- kısa gibi kavramları anlamaya başlaması, iki aşamalı yönergeleri “oyuncağını getir ve masaya koy” gibi anlayıp yerine getirmesi ve artan kelime dağarcığıyla 2 – 3 kelimeden oluşan cümleler kurması ve bu cümlelerin yakınları tarafından anlaşılması beklenir.  Ancak burada altını çizmemiz gereken bu aşamaların mutlak aşamalar olmadığı çocuktan çocuğa, değişkenlik gösterebileceği ve bu değişkenliğin de illaki bir soruna işaret etmediğini bilmektir.  Bazen alıcı dildeki gelişimi gözlerken,  3 yaşına kadar ifade edici dili yeterli oranda duyamayız çocuklardan. Burada önemli olan, çocuğumuzun dil gelişimini takip edip endişeye kapılmadan önce, çocuğumuzun sadece neyi söyleyebildiğine değil, neyi anlayabildiğine, sözel olarak olmasa da çevreyle nasıl bir iletişim, göz teması ve ilişki içerisinde olduğuna bütün olarak bakmaktır.

Çocuğumuzun Konuşmasında Gecikme Gözlemliyorsak ;

  • Çocuğumuzun bizimle ne kadar sözlü  iletişim kurduğuna bakarken, önce bizim onunla ne kadar iletişim kurduğumuza bakmak önceliğimiz olmalı. Dil gelişiminin olmazsa olması, ebeveynlerin çocuklarıyla kurduğu iletişimdir. Bu sebeple bebeklik döneminden itibaren çocuğumuzla konuşmak, yaptığımız gözlediğimiz durumları,  çocuğumuza sözlü olarak yansıtarak işitmesini sağlamak ve model olmak önemli. “Yağmur yağıyor, birlikte kek yapıyoruz, şimdi karıştırdık, birlikte parka gidiyoruz, parkta salıncaklar var … vb.)
  • Çocuklar kendilerince kelimeler üretirler. Arabaya “düt düt”, köpeğe “hav hav” vb. Biz de çoğu zaman bize çok da sevimli gelen onların diline uyum sağlamaya çok meyilliyizdir ve “Hadi düt düte bineceğiz deriz.”  Halbuki “Eveet araba düt düt diye ses çıkarıyor değil mi, araba geldi” Ya da “ Köpek hav hav diyor değil mi ?  Evet havlıyor yavru köpek” demek doğru ses ve kelimelerin yerleşmesi açısından önemlidir.
  • Biz ebeveynler, özellikle anneler çocuklarının neye ihtiyacı olduğunu ne istediğini hisseder hemen anlarız onları. Maalesef bu durum çocuk açısından, “sözcük kullanmasam da anlaşılıyorum” duygusu yaratarak biraz da tembelliğe iter onu. Sözcük kullanmak için çaba sarf etmez hale gelir, nasıl olsa beden diliyle her şeyi anlatıyordur. Dolayısıyla leb demeden leblebiyi anlamak iyi bir yöntem olmayabilir çocuklarımız için. Ancak bu durumda da aileler, çocuklarını anlamadıklarında çocuklarının çok öfkelenmesinden, üzülmesinden yakınırlar. Haklıdırlar da.  Bu sebeple bir denge kurmakta fayda var. Çocuğumuz bizden bir şey istediğinde belki önce ne istedin diye sormak ama sonrasında yapamadığı bir şeye onu zorlamak ve ebeveyni tarafından ihtiyacının anlaşılmadığını hissettirmek yerine “Hmmm sen bu bardağı istiyorsun galiba, bardağı sana mı vereyim” diyerek anlaşılır ve net ifademizle o kelime ile ilgili çocuğumuza model olmak daha etkili olacaktır.
  • Maalesef günümüzde pek çok sorunun kaynağı olma konusunda baş sırayı çektiği gibi konuşmayı geciktiren faktörlerde de ilk sıraları alıyor aşırı ekran kullanımı. Çoğu erken dönem çocuk çizgi filmleri de, garip seslerin çıkartıldığı seslendirmelerden oluşuyor maalesef. Çocuğumuzu iletişim ve ilişkiye çekmek, ses ayrıştırma ve ifade etme becerisini geliştirmek adına ekrandan mümkün olduğunca uzak tutmakta, onun yerine gerçek iletişim ve ilişkiyi koyarak aynı zamanda model olmakta fayda var.  
  • Günümüz koşullarında anne-babalar olarak çoğumuz çalışan ebeveynleriz ve günün çoğunu iş yerinde geçiriyoruz. Çocuğumuzla kurulan iletişim doğal olarak azalıyor tabii. Kreş ve Anaokulunda çocukların akranlarıyla bir arada bulunması, çocukların dil gelişimi açısından çoğu zaman muazzam bir fark yaratıyor. Çünkü akran ortamında, gözlediği modellerin yanında konuşmak gerçek bir ihtiyaç haline geliyor çocuk için.  

En başta da belirttiğimiz gibi, 24 ay sonrasında ifade edici dilin artmasını beklemekle birlikte, 2 yaşını doldurmuş çocuğunuz sadece  bazı akranları gibi konuşamıyor diye paniklemeye de gerek yok. Çocuğun içerisinde yaşadığı ortam, genetik faktörler (babanın geç konuşması vb.), yapısal faktörler (dudak damak yapısı vb.), çevresel faktörler, bazen çocuğun mükemmelliyetçi yapısı, evdeki çoklu dil kullanımı gibi pek çok faktör bu süreci etkileyebilir. Her gelişim basamağında olduğu gibi dil gelişiminde de bireysel farklılıklar olabileceği, bunun her zaman bir soruna işaret etmeyeceği, gelişimi bütün olarak değerlendirmek gerektiğini unutmamalıyız. Bazen çocuğumuza model olmak ve ona zaman tanımak gerekir.  Öte taraftan dil ve konuşma gelişiminin bir uzmanlık konusu olduğunu, sağlıklı değerlendirmenin sadece Dil ve Konuşma Terapistleri tarafından yapılabileceğini bilmeli ve gerektiğinde, kafamız karıştığında uzman görüşü almaktan çekinmemeliyiz. Endişeye kapılıp farkında olmadan hem kendimizi hem çocuğumuzu baskı altında tutmak, hızlıca ilerlemeye zorlamaktansa uzman görüşü alıp rahatlamak çok daha iyi olabilir.

 

Sevgiler,

Ceren Yüksel Dışpınar

Klinik Psikolog