Çocuklarda Okula Dönüş Ekrana Veda Çatışması

 

Uzun bir aradan sonra, yüz yüze olarak okula döndü çocuklarımız. Belki de ilk defa bu kadar uzun süredir okullarından, akranlarından fiziksel olarak ayrı kaldılar. Elbette her bir öğrenci özelinde farklılık göstermekle birlikte; online eğitim sürecinde motivasyon kaybı yaşayan, akademik kayıp yaşayan ya da bu izolasyon içerisinde ekrana çok fazla bağlılık geliştiren çocuklarımız oldu. Dolayısıyla  okul başlangıcı, pek çok evde hem özlenen ve iple çekilen hem de çatışma yaratan, zorlayıcı bir durumu da beraberinde getirdi.

Biliyoruz ki ailelerin bugünlerde en çok yaşadığı zorluklardan biri; pandemi sürecinde ekran kullanımı artan çocuklarına sınır getirmek, çatışma yaşamadan okul ve ekran arasında denge sağlamak. Sadece evde geçen vakti doldurmak için değil, bunca zamandır arkadaşlarından izole olmak zorunda kalan çocuklarımızın sosyalleşme aracı da oldu online oyunlar. Bu noktada okulun doğası gereği sağladığı  “gerçek” ilişki,  sosyalleşme ve düzenle birlikte ekran kullanımında kendiliğinden bir azalma olacağı gerçeğini yok saymamakla birlikte elbette aile olarak atabileceğimiz adımlar var bu konuda. Birlikte göz atalım isterseniz.

  • Pandemi ve yaz dönemi boyunca gününün büyük bir bölümünü ekran başında geçiren çocuğumuzun bıçak gibi bir anda ekrandan uzaklaşmasını beklemek çok gerçekçi olmayabilir. Kademeli olarak hedef koyarak (mümkünse okullar açılmadan önce başlayacak şekilde) aşama aşama kullanım süresini azaltmak en iyisi. ( 3 saatten 2 saate, 1 saate, 45 dk.ya gibi)
  • Bu hedef belirlenirken, aile toplantısı yaparak günlük kullanım süresini, gün içerisinde hangi zaman aralığında olacağını; öncesinde-sonrasında yapılacakları birlikte belirlemek. Planlamanın somut ve net  olması,  çocuğun o anlık isteğine göre değişiklik göstermemesi  önemli. Birlikte belirlenen planlamanın mümkünse yazılı hale getirilmesi hatta görünür bir yere asılması.
  • Belirlenen sürenin dolup dolmadığı, çocuğun insiyatifine bırakılmamalı, en azından başlangıçta yetişkin kontrolünde olmalıdır. Zamanlayıcılar kullanılabilir fakat sürenin dolduğu mutlaka yetişkin tarafından tekrar hatırlatılmalıdır. 5 dk. pazarlığına girmemenin en güzel yolu, son 10 dk kala son 5 dk kala son 2 ve son 1 dk. ları çocuğunuza hatırlatarak sürenin dolmak üzere olduğu konusunda uyarmak ve onu sonlandırmaya hazırlamaktır.
  •  Pandemi döneminde biz ebeveynlerin de yorgunluğu, bıkkınlığı, tükenmişliği ile çoğu zaman alternatifini üretemediği ve yapamadığı için çocuklarımızın ekrana daha da bağlılık geliştirdiği bir gerçek. Dolayısıyla alternatif olabilecek etkinlik ve oyunları üretmek, mümkünse birlikte yapmaya çalışmak. (Kısa süreli deolsa olabildiğince yürüyüş gibi doğaya ve harekete yönlendirmek duygu regülasyonu açısında da çok kıymetli)
  • Çocuğunuzun saatlerce online oyun oynamasındansa birlikte bir film izlemek çok daha anlamlı olabilir. Aile aktivitesi olarak haftanın belirli bir günü film akşamı olarak belirlenerek, hatta belki biraz patlamış mısırla aile filmi izlemek.
  • Belirlenen alternatif etkinlik-oyunlardan bir liste oluşturmak. Can sıkıntısı panosu gibi. Bilgisayarı kapatmasını söylediğinizde ve yapacak başka bir şeyi olmadığında ya da o  bulamadığında panoya yönlendirebilir, seçim yapmasını sağlayabilirsiniz. İyi ki kutu oyunları var diyebiliriz bu aşamada 😊
  • Ailece teknolojisiz zaman ve istasyonlar belirlemek. Örneğin yemek saatinde tüm ailenin telefon-tabletlerini evin belirli bir köşesine bırakması. Her türlü çocuk davranışında olduğu gibi burada da nasıl model olduğumuz çok önemli. Çocuğumuzun ekran bağımlılığından şikayet ediyorken biz sürekli telefonumuzdan mail kontrolü yapıyorsak büyük bir çelişki vardır.
  • Medya jetonları ya da hazırlanmış renkli çizelgeler özellikle ufak yaş için çok etkilidir. Çocuğa günlük kullanımı kadar jeton vererek kullanım sonrası jetonunu kavanoza atmasını isteyebilirsiniz. Jeton bittiğinde ertesi günü beklemesi gerektiği ve tekrar jeton alacağı söylenebilir.  Aynı şekilde çizelge ya da yazılı sözleşme yapılarak duvara asılabilir.

 

Tüm bu önerileri uygulayabilmek için elbette aile üçgenini, aile içi rolleri sağlıklı oluşturabilmek ve doğru sınır koyabilmek kilit nokta. Belki bu konuyu farklı bir yazıda ele alabiliriz ama en azından bu konuda yalnız olmadığmızı ve normalleşmenin hepimize, çocuklarımıza da iyi geleceğini hatırlatmakta fayda var sanıyorum.

 

Ceren Yüksel Dışpınar

Klinik Psikolog